Politika
Politika kategorisindeki tüm haberler

Sürücüler dikkat! Bu hatayı yapanın ehliyeti kalıcı olarak iptal olacak
Meclis'e sunulan torba kanun teklifiyle aday sürücülere yönelik yaptırımlar ağırlaştırılıyor. Drift yapmak, makas atmak ve geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermemek gibi ihlallerde aday sürücü belgeleri kalıcı olarak iptal edilecek. 2017'den bu yana ise 161 bin 347 aday sürücünün ehliyeti iptal edildi. Meclis'e sunulan yeni torba kanun teklifi kapsamında aday sürücülere yönelik önemli bir düzenleme hayata geçiriliyor. Teklife göre, trafik güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atan drift yapma, makas atma ve ambulans ile itfaiye gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermeme ihlallerini gerçekleştiren aday sürücülerin belgeleri iptal edilecek. Mevcut uygulamada söz konusu ihlaller nedeniyle sürücü belgeleri belirli süreyle geçici olarak geri alınırken, yeni düzenlemeyle aday sürücüler açısından daha caydırıcı olması amacıyla belgenin kalıcı olarak iptal edilmesi öngörülüyor. 161 BİNİ AŞKIN ADAY SÜRÜCÜNÜN BELGESİ İPTAL EDİLDİ Etki analizine göre, 2017 yılından 17 Haziran 2026'ya kadar geçen süreçte toplam 161 bin 347 aday sürücünün belgesi iptal edildi. Belge iptallerinin en büyük nedeni ise alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanılması oldu. Bu kapsamda 123 bin 72 aday sürücünün ehliyeti iptal edildi. Veriler, aday sürücülere yönelik yaptırımların son yıllarda arttığını da ortaya koydu. Geçen yıl 31 bin 978 belge iptaliyle, 2017'den bu yana en yüksek yıllık rakama ulaşıldı. 3,4 MİLYONDAN FAZLA ADAY SÜRÜCÜ BULUNUYOR Etki analizinde yer alan bilgilere göre Türkiye'de 38 milyon 907 bin 247 sürücü belgesi sahibi bulunuyor. Bunların 3 milyon 402 bin 75'ini aday sürücüler oluştururken, aday sürücülerin toplam sürücüler içindeki oranı yüzde 8,7 seviyesinde bulunuyor.
6 Temmuz
17 yıl sonra tarihi ziyaret! Savunmadan FETÖ'ye kritik başlıklar masada
Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında ABD Başkanı Donald Trump 17 yıl sonra Türkiye'yi ziyaret edecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılacak görüşmede savunma sanayii, ticaret, enerji iş birliği ile Suriye, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Gazze başta olmak üzere bölgesel gelişmeler ele alınacak. Görüşmede ayrıca ABD'de bulunan FETÖ elebaşlarının faaliyetleri ve Türkiye'nin iade taleplerinin de gündeme gelmesi bekleniyor. Ankara, 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. NATO'nun geleceği ve küresel güvenlik gündemi açısından kritik öneme sahip zirvede, 32 devlet başkanı ile dışişleri ve savunma bakanları bir araya gelecek. NATO üyesi ülkelerin yanı sıra AP4 olarak adlandırılan Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore'nin de katılacağı zirvede Avrupa-Atlantik ile Hint-Pasifik güvenlik gündemleri ele alınacak. TRUMP 17 YIL SONRA TÜRKİYE'YE GELİYOR Zirve kapsamında ABD Başkanı Donald Trump da Ankara'yı ziyaret edecek. Böylece Türkiye, 17 yıl sonra bir ABD başkanını ağırlamış olacak. Ankara'ya son ABD başkanı ziyareti Nisan 2009'da Barack Obama tarafından gerçekleştirilmişti. Trump'ın, zirve marjında kısa bir görüşme yerine kalabalık bir heyetle resmi ziyaret gerçekleştirmeyi tercih ettiği belirtildi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek resmi karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump önce baş başa görüşecek, daha sonra heyetler arası toplantıya geçilecek. MASADA DÖRT KRİTİK BAŞLIK OLACAK Erdoğan ile Trump'ın görüşmesinde ilk gündem maddesini savunma sanayii alanındaki iş birliği oluşturacak. Milliyet'te yer alan habere göre bu kapsamda CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi, KAAN savaş uçağı için motor satışı ve yeni savunma projelerinin ele alınması bekleniyor. Görüşmenin ikinci önemli başlığını ticaret oluşturacak. İki ülke arasında 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda atılabilecek yeni adımlar değerlendirilecek. Üçüncü başlıkta ise enerji alanındaki iş birlikleri masaya yatırılacak. 2025 yılında imzalanan Stratejik Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat Zaptı'nın ardından yeni enerji projelerinin görüşülmesi bekleniyor. BÖLGESEL GELİŞMELER DE GÜNDEMDE İki liderin görüşmesinde bölgesel gelişmeler de önemli yer tutacak. Suriye'nin yeniden inşası, terörle mücadele, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda barış girişimleri, Gazze'nin yeniden imarı ve İsrail'in ateşkes ihlallerinin önlenmesine yönelik konuların ele alınması bekleniyor. Haberde yer alan bilgilere göre ayrıca ABD'de bulunan FETÖ elebaşlarının faaliyetleri ve iade süreçleri de gündeme gelecek başlıklar arasında bulunuyor.
6 Temmuz
Ehliyetler için yeni düzenleme! AYM iptal etmişti, tekrar Meclis'e sunuldu
AK Parti milletvekilleri tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan 30 maddelik yeni kanun teklifinde, milyonlarca sürücü adayını yakından ilgilendiren kritik düzenlemeler yer alıyor. Daha önce Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilen "aday sürücülük" sistemi, sınırları kanunla net bir şekilde çizilerek yeniden Meclis gündemine taşındı. Yeni tasarıya göre aday sürücülük süresi iki yıl olacak ve 0,20 promil alkol tespiti ehliyetin doğrudan iptali için yeterli sayılacak. Ak Parti milletvekilleri tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan 30 maddelik yeni kanun teklifinde, milyonlarca sürücü adayını yakından ilgilendiren kritik düzenlemeler yer alıyor. Daha önce Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilen "aday sürücülük" sistemi, sınırları kanunla net bir şekilde çizilerek yeniden Meclis gündemine taşındı. Yeni tasarıya göre aday sürücülük süresi iki yıl olacak ve 0,20 promil alkol tespiti ehliyetin doğrudan iptali için yeterli sayılacak. 30 MADDELİK KANUN TEKLİFİ Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulan ve en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükseltilmesini de içeren 30 maddelik yeni kanun teklifinde, trafik kurallarına yönelik radikal değişiklikler dikkat çekiyor. PTT'nin yeniden yapılandırılmasından emekli maaşlarına kadar pek çok konuyu barındıran torba yasanın en önemli başlıklarından birini, Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılacak değişiklikle yeniden şekillendirilen "aday sürücü" uygulaması oluşturuyor. AYM İPTAL ETMİŞTİ! KURALLAR ARTIK DOĞRUDAN KANUNLA BELİRLENİYOR Aday sürücülük uygulaması daha önce de yasalaşmış, ancak iptal şartlarının bir "yönetmelikle" belirlenmesi Anayasa Mahkemesi'nden dönmüştü. Yüksek Mahkeme, ehliyetin iptal edilmesinin bireyler için "özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına" bir müdahale olduğunu; araba kullanmanın özel hayatın bir parçası haline geldiğini ve temel hak ve özgürlüklerin yönetmelikle değil, ancak kanunla sınırlandırılabileceğini belirterek eski düzenlemeyi iptal etmişti. Meclis'e sunulan yeni tasarıyla birlikte, ehliyet iptaline yol açacak tüm ihlaller doğrudan kanun metnine yazılarak yasal güvence altına alındı. 2 YILLIK SÜREÇTE EHLİYETİ İPTAL ETTİRECEK İHLALLER İlk defa sürücü belgesi alanlar ile herhangi bir nedenle ehliyeti iptal edilip yeniden belge almaya hak kazananlar, belgenin alındığı tarihten itibaren iki yıl süreyle "aday sürücü" olarak kabul edilecek. Trafik zabıtası tarafından denetlenecek olan bu hassas dönemde, aday sürücülerin belgelerinin iptal edilmesine yol açacak ihlaller şu şekilde sıralandı: Araç cinsine bakılmaksızın 0,20 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullanıldığının tespit edilmesi. Trafik kuralları ihlali sonucunda 75 ceza puanının aşılması. Dönüş kurallarını ihlal etme, yayalara ilk geçiş hakkını vermeme veya emniyet kemeri/kask gibi koruyucu sistemleri kullanma zorunluluğuna uymama kurallarından herhangi birinin üç kez ihlal edilmesi. Kanun kapsamında sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasını gerektiren herhangi başka bir ihlalin gerçekleştirilmesi. EHLİYETİ İPTAL EDİLENLER NASIL GERİALABİLECEK? Kuralları ihlal ederek aday sürücü belgesi iptal edilen kişilerin yeniden direksiyon başına geçebilmesi için zorlu bir süreci en baştan tamamlamaları gerekecek. Ehliyetini geri almak isteyenlerin yerine getirmesi gereken zorunlu şartlar şunlar: Sürücü belgesinin iptali veya geçici geri alınması nedeniyle belirlenen "bekleme süresinin" tamamen dolmuş olması. Kanun kapsamında yazılan idari para cezalarının tamamının eksiksiz ödenmiş olması. Psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesinden geçilerek, "sürücülüğe engel bir durumun bulunmadığını" gösterir sağlık raporunun alınması. Tüm bu şartlar sağlandıktan ve belgeler ibraz edildikten sonra yeniden bir sürücü kursuna kayıt olunması ve sınavlarda başarılı olarak baştan "motorlu taşıt sürücüsü sertifikası" alınması.
4 Temmuz
Depozito İade Sistemi bugün devreye girdi! Paralar anında hesaplara yatacak
Depozito İade Sistemi (DOA), bugün itibarıyla 81 il ve 973 ilçede uygulanmaya başladı. DOA logolu cam, plastik ve alüminyum içecek ambalajlarını iade eden vatandaşlar, her ambalaj için 1 TL ödeme alabilecek. İade bedelleri banka hesabına aktarılabilecek, ATM'lerden nakit çekilebilecek veya anlaşmalı market ve iş yerlerinde alışverişlerde kullanılabilecek. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen Depozito İade Sistemi, 81 il ve 973 ilçede eş zamanlı olarak devreye alındı. Sistemle birlikte geri dönüşüm oranlarının artırılması ve atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması hedefleniyor. HER AMBALAJ İÇİN 1 TL ÖDENECEK Yeni uygulama kapsamında yalnızca DOA logosu taşıyan plastik (PET), cam ve alüminyum içecek ambalajları sisteme dahil olacak. Vatandaşlar, uygun ambalajları depozito iade makinelerine veya belirlenen teslim noktalarına bırakarak her biri için 1 TL iade almaya hak kazanacak. Daha önce 25 kuruş olarak uygulanan teşvik bedeli de yeni sistemle birlikte 1 TL'ye yükseltildi. PARA HESABA AKTARILABİLECEK İade edilen ambalajlar karşılığında kazanılan tutar, DOA mobil uygulamasındaki dijital cüzdana aktarılacak. Vatandaşlar biriken bakiyelerini; - IBAN hesaplarına transfer edebilecek, - Anlaşmalı banka ATM'lerinden kartsız olarak nakit çekebilecek, - Sisteme dahil market ve satış noktalarında alışverişlerinde kullanabilecek. İADE NOKTALARI GENİŞLETİLDİ Boş ambalajların teslim edilebileceği noktalar yalnızca depozito iade makineleriyle sınırlı olmayacak. Süpermarketler, zincir marketler, bakkallar, büfeler, alışveriş merkezleri, akaryakıt istasyonları, üniversiteler, hastaneler ile otel, restoran ve kafeler de sistem kapsamında iade noktası olarak hizmet verecek. Vatandaşlar kendilerine en yakın teslim noktasını DOA mobil uygulamasındaki "İade Noktası Bul" özelliği veya sistemin resmi internet sitesi üzerinden öğrenebilecek. SİSTEM NASIL KULLANILACAK? Depozito iadesinden yararlanmak isteyen vatandaşların öncelikle DOA mobil uygulamasını telefonlarına indirerek üyelik oluşturmaları gerekiyor. Uygulama üzerinden oluşturulan QR kod, depozito iade makinesine okutulduktan sonra uygun ambalajlar makineye bırakılıyor. İşlem tamamlandığında hak edilen tutar saniyeler içinde dijital cüzdana aktarılıyor.
2 Temmuz
Cep telefonlarında yeni dönem! Değişiklik bugün yürürlüğe girdi
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), yurt dışından getirilen cep telefonlarının kayıt işlemlerine ilişkin yönetmelikte değişikliğe gitti. Yeni düzenlemeyle IMEI kayıt işlemlerinde tek başvuru adresi e-Devlet olurken, diplomatlara yönelik özel uygulamalar ve arızalanan cihazların IMEI değişim süreci yeniden düzenlendi. Öte yandan 2026 yılı için IMEI kayıt ücreti 54 bin 258 lira olarak uygulanmaya devam edecek. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), "Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik"te değişikliğe gitti. Yapılan düzenlemeyle, cep telefonlarının kayıt işlemlerinde kısa mesaj (SMS) ile ilgili ifadeler yönetmelikten çıkarıldı. Yeni uygulamayla birlikte IMEI kayıt işlemlerinde tek resmi başvuru adresinin e-Devlet olduğu açıkça belirtildi. DİPLOMATLARA ÖZEL IMEI DÜZENLEMESİ Yeni yönetmelikle Türkiye'de görev yapan büyükelçilik ve konsolosluk çalışanlarına yönelik özel IMEI uygulaması da getirildi. Buna göre, yabancı misyon kimlik kartı geçerliliğini koruduğu sürece bu kişilerin telefon kayıt başvuruları yapılabilecek. Kimlik kartının süresi dolan cihazlar için ise 120 günlük ek kullanım hakkı tanınacak. 120 GÜN SONRA KARA LİSTEYE ALINACAK 120 günlük sürenin sona ermesinin ardından söz konusu cihazların IMEI numaraları kullanıma kapatılarak kara listeye alınacak. Kara listeye alınan cihazların yeniden kullanılması halinde ise mobil operatörler durumu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na bildirmekle yükümlü olacak. ARIZALANAN TELEFONLAR İÇİN YENİ UYGULAMA Yurt dışından yolcu beraberinde getirilen bir telefonun arızalanması nedeniyle cihazın veya ana kartının değiştirilmesi halinde IMEI değişikliği yapılabilecek. Bunun için ilk kayıt başvuru sahibinin ya da değişimi gerçekleştiren ithalatçı veya imalatçının BTK'ya başvurması gerekecek. İlk kayıt başvuru sahibi, cihazın kayıt işlemini tamamlamasının ardından üç takvim yılı içerisinde, ilgili IMEI numarasının beyaz listede bulunduğu süre boyunca e-Devlet üzerinden başvuru yapabilecek. Başvurunun kabul edilmesi için değişim belgesinde şu bilgilerin bulunması gerekecek: - Antetli kağıt veya firma kaşesi, - Değişimi yapan firmanın adı, unvanı ile adresi veya telefon bilgisi, - Değişimin arıza nedeniyle yapıldığını gösteren ifade, - Eski ve yeni IMEI numaraları. YURT DIŞI TELEFONLAR NASIL KULLANILIYOR? Türkiye'deki fiyatlara göre daha uygun olduğu için yurt dışından telefon satın alan kullanıcılar, cihazlarını kayıt yaptırmadan bir takvim yılı içinde dört ay boyunca kullanabiliyor. Çift SIM kartlı ya da bir fiziksel SIM ve e-SIM desteğine sahip telefonlarda ise bu süre sekiz aya kadar çıkabiliyor. İlk dört aylık kullanımın ardından diğer SIM yuvası veya e-SIM devreye alınarak ikinci dört aylık kullanım süreci başlıyor. 4 AYLIK SÜRE NASIL HESAPLANIYOR? Yurt dışından getirilen telefona Türkiye'deki GSM operatörlerine ait SIM kart takıldığı anda kullanım süresi başlıyor. Kullanıcıya gönderilen kayıt uyarı SMS'i esas alınarak dört aylık kullanım süresi hesaplanıyor. Sürenin sonunda cihaz ilk IMEI üzerinden iletişime kapatılıyor ve ikinci SIM yuvası veya e-SIM kullanılarak dört ay daha kullanım sağlanabiliyor. MAYIS AYINDA ALANLAR DAHA UZUN KULLANABİLİYOR Telefonun 1 Mayıs'ta kullanılmaya başlandığı varsayıldığında ilk dört aylık kullanım 31 Ağustos'ta sona eriyor. Daha sonra e-SIM veya ikinci SIM yuvası kullanılarak 1 Eylül-31 Aralık tarihleri arasında ikinci dört aylık kullanım tamamlanıyor. Yeni takvim yılının başlamasıyla birlikte kullanıcılar, bir sonraki yılın haklarından da yararlanabildiği için telefonu yaklaşık 16 ay boyunca kayıt yaptırmadan kullanabiliyor. KAYITSIZ TELEFONLAR SATILABİLİYOR Yaklaşık 16 aylık kullanım süresinin ardından kullanıcılar cihazı yurt dışında ikinci el olarak ya da Türkiye'de yedek parça amacıyla satabiliyor. Dileyen kullanıcılar ise IMEI kayıt ücretini ödeyerek cihazı kullanmaya devam edebiliyor. ANDROID CİHAZLARDA YASA DIŞI IMEI DEĞİŞİKLİĞİ Android işletim sistemine sahip bazı telefonlarda yasa dışı yollarla IMEI değişikliği yapılabildiği belirtiliyor. İnternete bağlanabilen başka bir cihazın IMEI numarası, yurt dışından getirilen telefona tanımlanarak kullanım sağlanabiliyor. İkinci el veya hurda ancak iletişime kapatılmamış Android telefonların IMEI numaralarının yeni cihazlara işlendiği, bu işlemin yaklaşık bin ila 2 bin lira arasında ücretlerle yapıldığı ifade ediliyor. iOS işletim sistemine sahip cihazlarda ise bu yöntem uygulanamıyor. YEDEK TELEFON TAVSİYESİ Yeni takvim yılına geçildiğinde kara listeye alınan telefonların yeniden aktif hale gelmesi birkaç günü bulabiliyor. Bu nedenle kullanıcıların geçiş sürecinde yedek bir telefon bulundurmasının faydalı olabileceği belirtiliyor. 2026 IMEI KAYIT ÜCRETİ 2026 yılı itibarıyla yurt dışından getirilen cep telefonları için uygulanacak IMEI kayıt ücreti 54 bin 258 lira olarak uygulanıyor.
2 Temmuz
İŞKUR ve Basın İlan Kurumu arasında iş birliği protokolü
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İletişim Başkanı Burhanettin Duran, medya sektöründe nitelikli iş gücü ve istihdamı geliştirmek amacıyla İŞKUR ve BİK arasında iş birliği protokolü imzaladı. Türkiye İş Kurumu ( İşkur ) ve Basın İlan Kurumu (BİK) arasındaki iş birliği protokolünü imzalandı. İletişim Başkanlığı'nda düzenlenen imza törenine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İŞKUR Genel Müdürü Samet Güneş ve BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay katıldı. İletişim ve medya sektöründe istihdam ve iş gücünün geliştirilmesine yönelik iş birliği protokolünü Bakan Işıkhan ve İletişim Başkanı Duran imzaladı. Protokol, resmi ilan ve reklam ekosistemi içerisinde yer alan toplam 1075 basın işletmesini kapsayarak, bu kurumlara yönelik eğitim ve iş gücü geliştirme faaliyetlerinin yürütülmesine olanak tanıyacak. "SEKTÖRÜN NİTELİKLİ İŞ GÜCÜ VE İSTİHDAM İHTİYACINA CEVAP VERECEK" Törende konuşan Bakan Işıkhan, İŞKUR aracılığıyla, nitelikli iş gücü yetiştirmek ve istihdam sağlamak amacıyla birçok sektöre yönelik Aktif İşgücü Programlarını büyük bir hassasiyetle ve başarıyla yürütmeye devam ettiklerini vurgulayarak, "Bu anlamda, Basın İlan Kurumu ile 2016 yılında imzaladığımız iş birliği protokolü ile medya ve iletişim alanında çalışan veya çalışmak isteyenlere yönelik İş Başı Eğitim Programını 2021 yılında başarıyla nihayete erdirmiştik. 'Gazetecilik Eğitim Programı' kapsamında, bu süreçte, muhabirlikle ilgili mesleklerde düzenlenen iş başı eğitim programlarından 3 bin 635 kişi yararlanmıştır. İletişim Başkanlığımızla birlikte imzalarını atacağımız, aynı zamanda kurumlar arası koordinasyon ve iş birliğimizi daha da kuvvetlendireceğine inandığım bu protokol, sektörün nitelikli iş gücü ve istihdam ihtiyacına cevap verecek niteliktedir. Protokol, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri, iş kulübü faaliyetleri, kurslar ve eğitimlerle, özellikle üniversite öğrencilerimize yönelik, aktif iş gücü programlarımızın daha etkin şekilde yürütülmesine vesile olacaktır. İş Başı Eğitim Programlarımızın süresi daha evvel de olduğu gibi 9 ay olarak uygulanmaya devam edecektir. İletişim Başkanlığımız tarafından; kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesine, stratejik iletişim kapasitesinin artırılmasına ve Türkiye'nin ulusal ve uluslararası alandaki iletişim gücünün daha da ileri taşınmasına yönelik önemli adımlar atılmaktadır. Bugün imzaladığımız bu protokol de bu anlayışın somut örneklerinden biridir" dedi. DURAN: ANADOLU MEDYASININ GÜÇLENDİRİLMESİNE CİDDİ KATKI SAĞLAYACAK İletişim Başkanı Duran ise yeni iletişim teknolojilerinin ve dijitalleşmenin etkisiyle hem insanların alışkanlıklarının hem de iletişim ve medyanın yapısının hızla değiştiğine dikkat çekerek, "Bu duruma bağlı olarak medyadaki insan kaynağının niteliği de değişiyor, dönüşüyor. Biz İletişim Başkanlığı olarak, hem medya kuruluşlarının yapısal olarak güçlenmesini hem de insan kaynağının desteklenmesini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Bu doğrultuda basın mensuplarının çalışma koşullarının iyileştirilmesinden mesleki gelişimlerine kadar çok boyutlu çalışmalar yürütüyoruz. Basın kartı süreçlerinin geliştirilmesi, akreditasyon mekanizmalarının güçlendirilmesi, afet ve kriz dönemlerinde sahada görev yapan gazetecilerimizin desteklenmesi gibi uygulamalarla medyanın daha güçlü bir zeminde faaliyet göstermesine katkı sağlıyoruz. Programlarımız, eğitimlerimiz ve yayınlarımızla iletişim dünyasındaki paydaşlarımıza destek olmaya gayret ediyoruz. Bunun yanı sıra yerel medyanın dijitalleşmesi ve uluslararası medyayla ilişkilerin geliştirilmesi de öncelikli çalışma alanlarımız arasında yer alıyor. Bu projenin; özellikle yerel basının, bilhassa Anadolu medyasının da güçlendirilmesine ciddi katkı sağlayacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.
1 Temmuz
Muayene katılım paylarına zam geldi! İşte kalem kalem yeni ücretler
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayımlanan yeni Sağlık Uygulama Tebliği ile kamu ve özel hastanelerdeki muayene katılım payları yeniden düzenlendi. Yeni tarifeye göre özel hastanelerde katılım payı 100 TL'ye çıkarken, aile hekimi sevkiyle hastaneye başvuran hastalara yüzde 50 indirim uygulanacak. Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni düzenlemeyle birlikte vatandaşların sağlık hizmetlerinden faydalanırken ödeyeceği ücret tarifesi güncellendi. Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) yapılan değişikliğe göre; birinci basamak sağlık kuruluşlarında (aile sağlığı merkezleri vb.) yapılan hekim ve diş hekimi muayenelerinden eskisi gibi katılım payı alınmamaya devam edilecek. Ancak ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında fiyatlar hastanenin niteliğine göre artırıldı. İŞTE KALEM KALEM YENİ KATILIM PAYI ÜCRETLERİ Yeni tarifeye göre hastanelerin niteliğine göre belirlenen muayene katılım payı tutarları şu şekilde güncellendi: İkinci Basamak Resmi Sağlık Kuruluşları: 50 TL Eğitim ve Araştırma / Üçüncü Bas. Devlet Hastaneleri: 90 TL Devlet Üniversitesi Hastaneleri:90 TL Vakıf Üniversitesi ve Özel Hastaneler: 100 TL AİLE HEKİMİ SEVKİYLE GİDENLERE YÜZDE 50 İNDİRİM Yeni düzenlemenin vatandaşlar açısından en dikkat çeken ve avantajlı maddesi ise "sevk" uygulaması oldu. Sağlık sistemindeki yoğunluğu birinci basamağa kaydırmayı hedefleyen bu adıma göre hastalar hastanelere yönlendirildiklerinde mali bir avantaj sağlayacak: "Sağlık Bakanlığı tarafından sözleşme imzalanmış veya yetkilendirilmiş aile hekimlerinden sevk edilerek sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların ödeyeceği muayene katılım payı, yüzde 50 indirimli olarak tahsil edilecek." SÜRE SINIRI 5 GÜNDEN 30 GÜNE ÇIKARILDI Tebliğde yer alan bir diğer önemli değişiklik ise işlemlerdeki süre kısıtlamasıyla ilgili oldu. Düzenleme kapsamında, daha önce 5 gün olarak uygulanan süre sınırı tam altı kat artırılarak 30 güne çıkarıldı. Yeni katılım payı ücretleri ve uygulamalar, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte tüm sağlık kuruluşlarında resmen yürürlüğe girdi.
1 Temmuz
Köyceğiz ve Narman belediye başkanlarına soruşturma izni
İçişleri Bakanlığı, Muğla'nın Köyceğiz ve Erzurum'un Narman ilçelerinde sahipsiz sokak köpeklerinin saldırılarıyla ilgili yürütülen incelemelerin ardından Köyceğiz Belediye Başkanı Ali Erdoğan ile Narman Belediye Başkanı Aydemir Adem Kınalı hakkında soruşturma izni verdi. Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesinde ise hayvan bakımevi kurulmasına yönelik yükümlülüklerin yerine getirilmediği iddiaları nedeniyle belediye başkanı hakkında ön inceleme izni verildi. İçişleri Bakanlığı, sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin vatandaşların can güvenliğini tehdit eden olaylarla ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasına yönelik iddialar hakkında gerekli inceleme ve soruşturma süreçlerinin titizlikle yürütüldüğünü açıkladı. Bakanlık açıklamasında, Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde sahipsiz sokak köpeklerinin saldırısı sonucu 11 yaşındaki bir çocuğun ağır yaralandığı, son iki yılda ise 37 kişinin benzer saldırılar nedeniyle tedavi gördüğünün belirlendiği ifade edildi. Erzurum'un Narman ilçesinde de 10 yaşındaki Murat Tutar'ın sahipsiz köpeklerin saldırısında yaralandığı hatırlatıldı. İKİ BELEDİYE BAŞKANI HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ Yapılan incelemelerde Köyceğiz Belediyesi'ne ait hayvan bakımevinin kapasite ve çalışma izinleri açısından yetersiz olduğu, sahipsiz hayvanların toplanmasına yönelik faaliyetlerin etkin yürütülmediği ve veterinerlik hizmetlerinin mevzuata uygun şekilde yerine getirilmediği tespit edildi. Narman Belediyesi'nin ise sorumluluk alanındaki sahipsiz hayvanları uzun süre toplamadığı ve bu ihmal sonucunda yaşanan köpek saldırısında mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği değerlendirildi. Bu kapsamda Köyceğiz Belediye Başkanı Ali Erdoğan ile Narman Belediye Başkanı Aydemir Adem Kınalı hakkında soruşturma izni verildi. HİLVAN BELEDİYESİ İÇİN DE ÖN İNCELEME Bakanlık açıklamasında ayrıca, Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesinde belediyenin 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında hayvan bakımevi kurulmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği, gerekli ödeneğin ayrılmadığı ve bakımevi yapımına yönelik herhangi bir işlem tesis edilmediği iddiaları üzerine Hilvan Belediye Başkanı Serhan Paydaş hakkında araştırma ve ön inceleme izni verildiği bildirildi. "VATANDAŞLARIMIZIN CAN GÜVENLİĞİ İÇİN KARARLILIĞIMIZ SÜRECEK" İçişleri Bakanlığı açıklamasının sonunda, vatandaşların can güvenliğini koruma ve kamu görevlilerinin sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesini sağlama konusundaki kararlılığın titizlikle sürdürüleceği vurgulandı.
30 Haziran
İşletme sahiplerine kritik uyarı: 1 Temmuz'da başlıyor, cezası 17 milyon lirayı buluyor
TÜRMOB Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız, 2025 yılı cirosu 3 milyon TL ve üzerinde olan mükelleflerin en geç 1 Temmuz'a kadar e-Fatura ve e-Arşiv sistemine geçmek zorunda olduğunu duyurdu. Kapsamda olduğu halde kağıt fatura kesmeye devam eden işletmeleri ise 2026 yılı için üst sınırı 17 milyon lirayı bulan ağır cezalar bekliyor. Vergi sistemindeki dijitalleşme adımları kapsamında işletmeler için kritik bir dönemece daha giriliyor. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın (GİB) Vergi Usul Kanunu tebliğleriyle 2021 yılında kademeli olarak başlattığı e-Fatura zorunluluğunda yeni sınır ve tarihler belli oldu. Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız, milyonlarca işletme sahibini yakından ilgilendiren sürece dair önemli uyarılarda bulundu. E-FATURA İÇİN SON TARİH 1 TEMMUZ Sistemin ciro limitlerine ve sektörlere göre kademeli şekilde genişletildiğini hatırlatan TÜRMOB Genel Başkanı Yıldız, şartları sağlayan mükellefler için daralan takvime dikkat çekti. Yıldız, "2025 yılı cirosu 3 milyon lira ve üzeri olan mükelleflerin, en geç 1 Temmuz'a kadar e-Fatura sistemine geçiş zorunluluğu bulunuyor" ifadelerini kullandı. CİRO ŞARTINA BAKILMAKSIZIN ZORUNLU OLAN SEKTÖRLER Sisteme geçiş sadece gelir miktarıyla sınırlı değil. TÜRMOB'un paylaştığı bilgilere göre, cirosu ne olursa olsun faaliyet alanı gereği e-Fatura ve e-Arşiv kullanmak zorunda olan sektörler şunlar: EPDK lisanslı akaryakıt şirketleri, Sigara ve alkol üreticileri ile ithalatçıları, e-Ticaret yapan işletmeler, internet satış platformları ve reklam aracıları, Gayrimenkul ve motorlu araç alım-satım veya kiralama faaliyeti yürütenler, SGK ile sözleşmeli hastaneler ve tıp merkezleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli oteller, Sebze ve meyve ticaretiyle uğraşan komisyoncu ve tüccarlar, Elektrikli araç şarj hizmeti sunan firmalar, Maden ruhsatı sahipleri, demir-çelik sektörü ve şeker üreticileri, Gübre takip sistemine kayıtlı mükellefler. KAĞIT FATURADA ISRAR EDEN YANACAK: 17 MİLYON TL CEZA SINIRI Sürecin en can alıcı noktalarından biri ise uygulanacak cezai yaptırımlar. Sisteme geçme zorunluluğu bulunduğu halde geleneksel yöntemlerle kağıt fatura düzenlemeye devam eden işletmelerin ağır bedeller ödeyeceğini belirten Yıldız, şu kritik uyarıyı yaptı: "Zorunluluğu olduğu halde kağıt fatura düzenlenmeye devam edildiğinde, işletmelere Vergi Usul Kanunu'na göre özel usulsüzlük cezaları kesiliyor. Bu cezaların yıllık üst sınırı 2026 yılı için 17 milyon lira. Fatura bedelinin yüzde 10'u oranında uygulanan özel usulsüzlük cezası, pek çok mükellef için işletmeyi sarsacak boyutlara ulaşabilmektedir." GEÇİŞ İŞLEMLERİ NASIL YAPILACAK? Kapsama giren işletmeler, faturalarını tamamen elektronik ortamda oluşturacak. e-Faturalar, doğrudan GİB sistemleri üzerinden satıcıdan müşteriye iletilecek. e-Arşiv faturalar ise müşterinin talebi doğrultusunda elektronik olarak gönderilebilecek ya da kağıt çıktı olarak teslim edilebilecek. Mükellefler, geçiş işlemlerini ve altyapı kurulumlarını Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından resmi olarak yetkilendirilmiş özel entegratör kuruluşlar aracılığıyla hızlıca tamamlayabilecek. İşletme sahiplerinin cezai yaptırımlarla karşılaşmamaları için 1 Temmuz tarihini kaçırmamaları büyük önem taşıyor.
24 Haziran
Hobi bahçeleri düzenlemesi Resmi Gazete'de
Türkiye’yi günlerce meşgul eden "hobi bahçeleri" tartışması, Resmî Gazete’de yayımlanan yeni yasa ile son buldu. Kabul edilen düzenleme iddia edildiği gibi mevcut yapıların topluca yıkılmasını öngörmüyor. Ancak tarım arazilerindeki izinsiz yapılara elektrik, su ve doğalgaz aboneliği verilmesi tamamen yasaklanırken, kuralı ihlal edenlere ağır para cezaları geliyor. Türkiye genelinde tarım arazilerinin bölünerek üzerine çeşitli yapılar inşa edilmesiyle ortaya çıkan 'hobi bahçeleri' sorunu, Resmi Gazete'de yayımlanan yasa ile karara bağlandı. Yeni yasal düzenleme, hobi bahçesi sahiplerinin en büyük korkusu olan 'toplu yıkım' iddialarına son noktayı koydu. TOPLU YIKIM İDDİALARI ASILSIZ ÇIKTI Kamuoyunda günlerce tartışılan ve büyük bir paniğe neden olan "Tüm hobi bahçeleri yıkılacak" söylentisi yasanın çıkmasıyla birlikte geçerliliğini yitirdi. Yeni düzenlemede mevcut hobi bahçelerinin topluca yıkılmasına yönelik özel ve yeni bir hüküm bulunmuyor. Düzenlemenin asıl amacı; tarım arazilerini koruma altına almak ve yeni kaçak yapılaşmaların önüne kalıcı bir set çekmek olarak belirlendi. ELEKTRİK, SU VE DOĞALGAZ ABONELİĞİNE KESİN YASAK Yıkım kararı olmamasına rağmen, yeni yasa kaçak yapıların kullanımını ciddi şekilde zorlaştıracak caydırıcı tedbirler içeriyor. Alınan kararlara göre; Tarım arazileri üzerine inşa edilen izinsiz yapılara bundan sonra kesinlikle elektrik, su ve doğal gaz aboneliği verilmeyecek. Bu kuralı ihlal ederek kaçak yapılara abonelik sağlayan kişi veya kurumlara, sağlanan her bir abonelik için 100 bin TL idari para cezası uygulanacak. TINY HOUSE VE KONTEYNERLER DE KAPSAMDA Sadece betonarme yapılar değil, son yıllarda popülerliği artan alternatif barınma sistemleri de yasa kapsamında değerlendirildi. Düzenlemeye göre tarım arazilerine yerleştirilen konteyner, prefabrik evler ve tiny house (tekerlekli/küçük ev) benzeri yapılar da izinsiz oldukları takdirde abonelik yasaklarından ve cezalardan nasibini alacak. MEVCUT YAPILARIN DURUMU NE OLACAK? Yasada mevcut yapıların yıkımına dair yeni bir madde yer almasa da, getirilen katı abonelik yasakları ve yüksek para cezaları nedeniyle bu alanların fiili kullanımının giderek zorlaşacağı öngörülüyor. ERDOĞAN TALİMAT VERMİŞTİ Geçtiğimiz aylarda AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında hobi bahçeleri konusu gündeme gelmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan konunun vatandaşı mağdur etmeden çözülmesini istemişti.
22 Haziran
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ankara, İstanbul ve İzmir'de yeni atamalar
İçişleri Bakanlığı’nda geniş kapsamlı görev değişikliği yapıldı. Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 430 mülki idare amirinin görev yeri yeniden belirlenirken, Ankara, İstanbul ve İzmir’de çok sayıda kaymakam ve vali yardımcısının görev yeri değişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan mülki idare amirleri atama kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. 17 Haziran tarihli ve 2026/148 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile İçişleri Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan toplam 430 mülki idare amirinin görev yeri yeniden düzenlendi. Kararname kapsamında çok sayıda kaymakam ve vali yardımcısının görev yeri değiştirilirken, İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü bünyesinde de çeşitli atama ve görevlendirmeler gerçekleştirildi. BAŞKENT'TE YENİ GÖREVLENDİRMELER Kararnameyle Ankara Vali Yardımcılığı görevine birçok isim atandı. Çankırı Çerkeş Kaymakamı Emir Osman Bulgurlu, Bilecik Bozüyük Kaymakamı Adem Öztürk, Trabzon Ortahisar Kaymakamı Gürkan Demirkale, Balıkesir Altıeylül Kaymakamı Turgay Hakan Bilgin, Nevşehir Vali Yardımcısı Hüseyin Çam ve Şanlıurfa Vali Yardımcısı Nur Sevinç Özbek Çakas Ankara Vali Yardımcılığı görevine getirildi. Kararname kapsamında İstanbul’un bazı ilçelerinde de kaymakam değişiklikleri yapıldı. Denizli Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut Adalar Kaymakamlığına, Bursa İnegöl Kaymakamı Eren Arslan Ataşehir Kaymakamlığına, Ankara Keçiören Kaymakamı Mehmet Akçay ise Maltepe Kaymakamlığına atandı. Öte yandan Balıkesir Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman İzmir Bergama Kaymakamlığına, İzmir Tire Kaymakamı Vural Karagül de Muğla Milas Kaymakamlığı görevine getirildi. Kararnamede yer alan dikkat çekici düzenlemelerden biri de Uşak Vali Yardımcısı Önder Can hakkında oldu. Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, Önder Can’ın 27 Mayıs 2025 tarihli ve 2025/205 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Nevşehir Vali Yardımcılığına atanmasına ilişkin hükmün, yargı kararı doğrultusunda iptal edildiği bildirildi. Kararname, Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girdi. İÇİŞLERİ BAKANI ÇİFTÇİ’DEN DEĞERLENDİRME İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi’nin Resmi Gazete’de yayımlandığını duyurdu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Çiftçi, “Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensip ve takdirleriyle, İçişleri Bakanlığımıza ait Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi yayımlanmıştır. Bulundukları görev yerlerinde hizmet sürelerini tamamlayan veya hizmet ve mazeret durumları doğrultusunda değerlendirmeye alınan Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatında görev yapan toplam 430 Mülki İdare Amirimizin görev yerleri; liyakat, kıdem, hizmet gerekleri ve kurumsal ihtiyaçlar esas alınarak yeniden belirlenmiştir” ifadelerini kullandı. Atamaların detaylarını da paylaşan Çiftçi, “Bu kapsamda taşra teşkilatında görev yapan 15 Mülki İdare Amirinden 11’i Kaymakam, 4’ü Vali Yardımcısı olmak üzere merkez teşkilatındaki görevlere atandığını belirten Çiftçi, “Ayrıca 208 Mülki İdare Amirimiz Kaymakamlıktan Kaymakamlığa, 82’si Kaymakamlıktan Vali Yardımcılığına, 74’ü Vali Yardımcılığından Vali Yardımcılığına, 32’si ise Vali Yardımcılığından Kaymakamlığa atanmıştır. Bunun yanında İstanbul’da 5, Ankara’da 4 ve İzmir’de 6 Kaymakamımızın görev yerleri değiştirilmiştir” dedi. Çiftçi açıklamasında ayrıca şu ifadelere yer verdi: “Ayrıca, 6’sı il, 7’si ilçe kayyımı olarak görev yapan 13 Mülki İdare Amirimizden, ilçe kayyımı olarak görev yapan 4 Mülki İdare Amirimiz, görev süreleri boyunca ortaya koydukları başarılı hizmetler doğrultusunda talepleri ve kıdemlerine uygun görevlere atanmış; yerlerine ise yine kıdemli ve başarılı Mülki İdare Amirlerimiz görevlendirilmiştir. Türkiye Yüzyılı’nı inşa etme yolunda; milletimize en yakın devlet temsilcileri olan mülki idare amirlerimizin bilgi, birikim ve tecrübeleriyle şehirlerimize ve aziz milletimize hizmet etmeyi aynı kararlılıkla sürdüreceklerine yürekten inanıyorum. Kararnamemizin; mülki idare amirlerimize, kıymetli ailelerine, görev yapacakları şehirlerimize ve aziz milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Rabbim, üstlendikleri bu önemli vazifelerde kendilerine muvaffakiyetler nasip eylesin.”
17 Haziran
Ali Mahir Başarır, Kılıçdaroğlu ile özel konuşmasını anlattı: Odasında bana dedi ki...
Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin, 8 milletvekiliyle birlikte ihraç talebiyle disipline sevk ettiği Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, seçim dönemine ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptı. Başarır, o dönem Kılıçdaroğlu ile aralarında geçen diyaloğu da ilk kez anlattı. CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası ikinci kez Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin, 8 milletvekiliyle birlikte ihraç talebiyle disipline sevk ettiği CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. TBMM web sitesinden Grup Başkanvekilliği görevi dahi düşürülen Başarır, gazeteci Şule Aydın'a yaptığı açıklamada "Kemal Bey maalesef çok kötü bir projeymiş" diyerek eski genel başkanın ailesine "Eşinize, babanıza sahip çıkın, iyi ellerde değil" çağrısında bulundu. ARALARINDA GEÇEN DİYALOĞU İLK KEZ ANLATTI Kılıçdaroğlu'nun CHP'den istifa ederek AK Parti saflarına geçen Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ı listeye koymasına karşı çıktığını belirten Ali Mahir Başarır, aralarında geçen diyaloğu ilk kez anlattı. Listelerin YSK'ya verilmesine saatler kala Kılıçdaroğlu’nun 39 milletvekilini zarf içinde PM’nin önüne attığını söyleyen Başarır, "En acısını söyleyeyim mi? Kılıçdaroğlu’yla kopuşum bu olaydır: Hasan Ufuk Çakar’ı milletvekili yapmak istiyor, herkes karşı. Çıktım odasına, ‘ne olur yapmayın, yalvarıyorum’ dedim. Durdu durdu durdu ‘zaten dedi 5 kişi çıkmaz Mersin'den’ dedi. Ben böyle durdum bir üç saniye baktım… ‘Mersin’de beş çıkmazsa zaten sen Cumhurbaşkanı olamazsın ki…' Orada bitti benim için Kılıçdaroğlu. Mersin'den 5 kişinin çıkacağına inanmayan bir kişi Cumhurbaşkanı olacağına inanıyor mudur sizce?" ifadelerini kullandı. ADAYLIĞI HİÇ TARTIŞILMADI: BİR ÖZELEŞTİRİDİR Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinin parti içinde hiçbir şekilde tartıştırılmadığını vurgulayan Başarır, Şule Aydın’ın "Neden bunu o zaman dile getirmediniz?" sorusuna ise bir özeleştiriyle yanıt verdi: "Ben o zaman milletvekiliydim. Grup toplantısına Engin Bey geldi. 'Kemal Bey aday oluyor' dedi. Tartışılmadı, konuşturulmadı. O saatten sonra itiraz etsen 'Senin yüzünden kazanamadı' denilecek. Ama yine itiraz edilebilir miydi? Evet edilebilirdi. Bunu da söyleyebilirim bir özeleştiri olarak." "DEMEKKİ GÖREVİ DAHA BİTMEMİŞ" Başarır, "Cumhurbaşkanı olmak istemeyen Kılıçdaroğlu bugün yargı kararıyla genel başkanlığı geri alarak ne istiyor?" sorusuna ise zehir zemberek bir analizle karşılık verdi: "Demek ki görevi daha bitmemiş bu ülke için, partisi için, muhalefet için ya da bitmeyecek bizim bir çilemiz varmış, öyle algılıyorum. Mutlaka onda, kesinlikle onun bir görevi var. Bir görev varmış, kasetle başlayan bu süreç buraya kadar geldi. En son yapması gereken şey, Cumhuriyet Halk Partisi’ni kurumsal olarak da sarayın bir uydusu yapmak istemesi. Bu kadar basit." AİLESİNE ÇAĞRI: SAHİP ÇIKIN, İYİ ELLERDE DEĞİL Kılıçdaroğlu'na karşı hiçbir saygısının ve duygusunun kalmadığını belirten Ali Mahir Başarır, "Kemal Bey maalesef çok kötü bir projeymiş" diyerek eski genel başkanın ailesine şu çarpıcı çağrıyı yaptı: "Kıymetli ailesine bir kez daha buradan sesleniyorum; babanıza, eşinize sahip çıkın çünkü iyi ellerde değil... İdrak edemiyor bazı şeyleri."
13 Haziran
12. Yargı Paketi'nde memura kötü haber: Artık cezalar ertelenmeyecek
AK Parti'nin üzerinde çalıştığı ve Meclis'e sunulması beklenen 12. Yargı Paketi'ne ilişkin detaylar netleşmeye başladı. Taslağa göre; kamu görevlileri vatandaşa kötü muamelede bulunması gibi suçlardan dolayı aldıkları 2 yıla kadar olan cezalarda artık hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasından yararlanamayacak ve aldıkları cezalar ertelenmeyecek. Ak Parti kurmaylarının üzerinde çalıştığı ve Meclis’e sunulması beklenen 12. Yargı Paketinin detaylarında, toplumun pek çok kesimini ilgilendiren önemli konularda düzenlemeler yer alıyor. Ak Parti, toplamda 60 maddeyi bulan taslak paketten, görüşmeler sırasında tartışma çıkarabilecek maddeleri bir sonraki paketlere bırakarak sadeleştirme yapmayı planlıyor. Bu nedenle madde sayısının 25 dolayında olacağı ve üzerindeki çalışmaların önümüzdeki hafta tamamlanması durumunda Meclis Başkanlığı’na sunulacağı belirtildi. PAKETTE NELER VAR? Haberler.com Ankara Temsilcisi Şerife Güzel'in haberine göre; pakette yer alan düzenlemelerden biri, vatandaşa kötü muamelede bulunan kamu personeliyle ilgili. Mevcut durumda, kötü muamelede bulunan kamu personeli, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231’inci maddesinde yer alan ‘2 yıla kadar olan cezalar için uygulanan hükmün geri bırakılması’ hükmünden yararlanıyor ve cezaları 5 yıl denetimli serbestlik koşuluyla erteleniyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi, yasanın bu maddesini 10 Temmuz 2025’te iptal etmiş, Meclis’e de, yeni düzenleme yapılması için 9 ay süre vermişti. KÖTÜ MUAMELEDE BULUNAN MEMURA KÖTÜ HABER Ak Parti hukukçularının üzerinde çalıştığı 12. Yargı paketine Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına ilişkin düzenleme konuluyor. Yapılan hazırlıkta, kamu personelinin kötü muamele gibi suçlardan dolayı aldığı 2 yıla kadar olan cezaların hükmün geri bırakılması kapsamı dışında tutulması öngörülüyor. Bu düzenlemenin Meclis’ten geçmesi halinde, örneğin karakola gelen bir vatandaşa kötü muamelede bulunan ve bundan dolayı mahkemelik olan polis memuru, ceza alması durumunda bu cezayı çekmek zorunda olacak. Hükmün geri bırakılması imkanından yararlanamayacak. DURUŞMALAR EN FAZLA 3 AY SONRAYA VERİLECEK 12. yargı paketinde, yargılamaların hızlandırılmasına ilişkin önemli bir düzenleme de olacak. Yurtdışından yazı istenmesi gibi uzun sürebilecek özel durumlar hariç, duruşmaların en fazla 3 ay arayla yapılmasını öngören madde de pakette yer alıyor. MAHKEMELİK OLAN MİRAS PAYLAŞIMLARINA DÜZENLEME 12. yargı paketinde yer alan bir başka düzenleme de geleneksel adıyla izale-i şüyu olarak bilinen ortaklığın giderilmesi satışını düzenliyor. Bu satış yöntemi, miras veya diğer yollarla ortak olunan mallar paylaşılamadığında, hissedarlardan herhangi birinin bu davayı açarak malın paylaşılmasını istemesi durumunu oluşturuyor. Mevcut durumda, ortaklığın giderilmesi (İzale-i şuyu) yoluyla satışa çıkan bir mal için yapılan ihale, internet ortamında herkese açık gerçekleştiriliyor. Örneğin Kars’ın bir köyündeki ev için Edirne’den bir kişi ihaleye girip evi alabiliyor. Bu durumun da, o köyde yaşayan akrabalar açısında sorun oluşturduğu ve bu konuyla ilgili yoğun şikayetlerin geldiği belirtiliyor. AK Parti kurmayları da toplumda oluşan bu tür şikayetlerin giderilmesi açısından ortaklığın giderilmesi yoluyla satışa çıkan bir mal için yapılacak ilk ihalenin sadece mirasçılara açılmasını içeren düzenlemeyi 12. Yargı paketine koyuyorlar. Eğer ilk ihalede mirasçılardan hiçbiri söz konusu malı almaz ise ikinci ihale herkese açık yapılacak. Ayrıca, mevcut durumda ihaleye katılan mirasçılar ihale bedeli karşılığında teminat yatırmazken bundan sonra mirasçılar da teminat yatırarak ihaleye katılabilecekler. YAŞLILARIN MALLARININ SATIŞINA DA ÇEKİ DÜZEN Pakette, vesayet altındakilerin mallarının satışına ilişkin düzenleme de yer alacak. Kimsesiz yaşlıların mallarını, ihaleye önceden planladıkları birkaç kişinin girmesini sağlayarak malları belirli kişilerin paylaşmalarını sağlayan ihale yöntemine son verilecek. Bundan böyle vesayet altındakilerin mallarının satışı da internet üzerinden herkese açık olarak yapılacak.
13 Haziran
Yıllık izin hesabı sil baştan! Artık o günler dahil edilemeyecek
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Resmi Gazete'de yayımlanan emsal kararında, yıllık izin süresine denk gelen hafta tatili günlerinin izin süresinden düşülemeyeceğini hükme bağladı. Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz başvurusu üzerine oy birliğiyle alınan karar uyarınca; iş sözleşmesi sonlansa dahi hafta tatilleri nedeniyle eksik hesaplanan tüm izin sürelerinin çalışanlara son brüt maaş üzerinden nakden ödenmesi zorunlu hale geldi. Milyonlarca işçi ve işvereni doğrudan ilgilendiren, çalışma hayatındaki yıllık izin hesaplamalarında ezber bozan emsal niteliğinde bir yargı kararına imza atıldı. Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay kararına göre; yıllık izin hesaplamalarında hafta tatiline denk gelen günler, hiçbir şekilde yasal izin süresinden düşülemeyecek. Büyük önem taşıyan bu yeni karar, iş sözleşmesi sonlansa dahi geçmişte eksik hesaplanan tüm izin sürelerinin işçiye nakden ve ücret olarak geri ödenmesini yasal bir zorunluluk kılıyor. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanların yıllık ücretli izin haklarını kullanırken yapılan yaygın hesaplama hatalarına dair tarihi bir adım attı. 9 Haziran tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan bu son karar, yıllık izin günleri ile hafta tatillerinin iç içe geçirilerek eritilmesi uygulamasını kesin olarak yasaya aykırı buldu. SGK uzmanı İsa Karakaş'ın köşesinde aktardığı detaylara göre hukuki süreç; bir işçinin açtığı alacak davası ve hemen ardından Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz başvurusu yapmasıyla Yargıtay gündemine resmen taşındı. YEREL MAHKEMENİN İZİN HESAPLAMASI HATALI BULUNDU Davanın arka planındaki süreç, bir işçinin üç farklı dönemde çalıştığı şirkette kendisine yıllık izin hakkının kullandırılmadığını ve iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini belirterek ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili talebiyle İş Mahkemesinde dava açmasıyla başladı. Davalı konumundaki işveren ise mahkemede kendisini savunarak, işçinin istifa ettiğini ve şirketten herhangi bir yıllık izin alacağı bulunmadığını iddia edip davanın tümden reddini talep etti. Dosyayı titizlikle inceleyen yerel mahkeme, işverenin istifa iddiasını destekleyen herhangi bir resmi belge bulunmadığını tespit etti. Ancak yıllık izin alacağı konusunda, dosyadaki belgelere dayanarak işçinin toplam 24 gün izin kullandığını ve bakiye bir alacağı kalmadığını belirterek davanın yalnızca kısmen kabulüne karar verdi. İlk derece mahkemesinin miktar itibarıyla kesin olarak verdiği bu karara karşı mevzuat gereği doğrudan istinaf yolu kapalı olduğu için, çalışan haklarının korunması adına devreye Adalet Bakanlığı girdi. ADALET BAKANLIĞI KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEDİ Adalet Bakanlığı, yerel mahkemenin verdiği bu kararda açık bir yasa ihlali ve usul hatası yapıldığını tespit ederek dosyayı "Kanun Yararına Temyiz" yetkisi kapsamında en üst yargı merci olan Yargıtay’a taşıdı. Bakanlığın mahkeme kararına karşı sunduğu itiraz gerekçelerinde; işçinin hizmet süresine göre yasal izin hakkının 24 gün değil aslında 28 gün olduğu, işçinin izinli olduğu günlere rastlayan hafta tatillerinin (pazar günleri) yıllık izin süresinden düşülmesinin mevcut iş mevzuatına tamamen aykırı olduğu açıkça belirtildi. YARGITAY YILLIK İZNİN ALTIN ESASLARINI HATIRLATTI Önündeki dosyayı derinlemesine inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışma hayatındaki izin kullanımı ve hukuki ispat yükümlülüklerine dair şu temel yasal kuralların altını çok net bir şekilde çizdi: İspat Yükü İşverendedir: İşçinin yıllık izin kullandığını işveren; imzalı izin defteri veya eş değer hukuki bir belge ile kanıtlamakla yükümlüdür. Sözleşme Bitiminde Ücrete Dönüşür: İş sözleşmesi hangi nedenle sona ererse ersin, kullanılmayan izinlerin ücreti son brüt maaş üzerinden nakden ödenmelidir. Kanun Maddesi Açıktır: İş Kanunu’nun 56/5 maddesi uyarınca; yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz. HAFTA TATİLİ İZİN SÜRESİNE DAHİL EDİLEMEZ Önündeki somut olayı bu yasal kurallar çerçevesinde inceleyen Yargıtay, davacı işçinin kâğıt üzerinde toplam 28 gün izinli gösterildiğini ancak bu izin süresinin içerisine tam 4 gün hafta tatilinin (pazar günü) denk geldiğini tek tek belirledi. Yargıtay, hafta tatilinin işçinin anayasal ve yasal hakkı olduğunu, bu nedenle yıllık izin süresiyle iç içe geçirilemeyeceğini kesin bir dille hükme bağladı. Bu doğrultuda işçinin 4 günlük yıllık izin hakkının daha saklı bulunduğu ve bu sürenin brüt ücretinin işçiye ödenmesi gerektiği belirtilerek, İş Mahkemesinin vermiş olduğu hatalı karar oy birliğiyle kanun yararına bozuldu. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren bu yeni kararla birlikte, şirketlerin insan kaynakları departmanlarının izin hesaplamalarında pazar günlerini ve tüm resmi tatilleri yıllık izin süresinden tamamen ayrı tutması artık yasal bir zorunluluk haline geldi.
13 Haziran
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan BYD açıklaması: Firmanın yükümlülükleri hala geçerli
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri tarafından, Küresel elektrikli araç pazarının lider oyuncularından BYD firmasının Türkiye'deki üretim tesisi kurulumuna yönelik yatırım sürecine ilişkin yapılan açıklamada, firma ile yapılan yatırım anlaşması, yatırım anlaşmasındaki koşullar ile firmanın yükümlülüklerinin ve devlete sunduğu teminatların geçerli olduğu belirtildi. Elektrikli otomobil devi BYD firması, Türkiye'de 150 bin araç kapasiteli bir üretim tesisi kuracağını duyurmuştu. Bu kapsamda Manisa'da firma tarafından ödenen bedel karşılığında yatırım yeri için tahsis işlemleri yürütülmüş ve yatırım süreci başlamıştı. Bir süredir yatırımda öngörülen ilerleme kaydedilmediği için, Çin merkezli firmanın teşviklerden yararlanma süreci 2026 yılı başında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından askıya alınmıştı. TEMİNATLAR GEÇERLİLİĞİNİ KORUYOR Firmanın yatırımının ilerlememesine ilişkin sürece dair Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından edinilen bilgiye göre, firma ile yapılan yatırım anlaşması, yatırım anlaşmasındaki koşullar, firmanın yükümlülükleri ve devlete sunduğu teminatlar geçerliliğini koruyor. Bakanlık tarafından tüm süreçler ise resmi usüllere uygun olarak yürütülmeye devam ediyor. GERİ ÖDEMEKLE YÜKÜMLÜLER Yatırımların tamamlanmaması durumunda, firmalar elde ettikleri teşvikleri, ilgili yasal düzenlemeler ile sundukları taahhüt ve teminatlar kapsamında geri ödemekle yükümlüler. Bakanlık yetkilileri, yerli ve yabancı hiçbir firmanın herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulmadığını, kuralların herkes için geçerli olduğunu, tüm süreçlerde kamunun çıkarlarının güçlü şekilde teminat altına alındığını ifade etti. NE OLDU? Çinli otomotiv üreticisi BYD İcra Başkan Yardımcısı Stella Li, Avrupa'daki üretim faaliyetlerine öncelik verdiklerini belirterek Türkiye'de planlanan fabrikanın ise şimdilik askıya alındığını söyledi. Londra'daki şirket merkezinde konuşan Stella Li, "Şu anda bir numaralı önceliğimiz Macaristan. İkinci önceliğimiz ise Avrupa'da ikinci bir üretim tesisi için uygun yer bulmak" dedi. Li, Macaristan'daki yeni fabrikada araç montajına bu yılın dördüncü çeyreğinde başlanacağını da açıkladı. Şirketin güney Szeged kentinde kurduğu fabrika, BYD'nin Avrupa'daki ilk üretim tesisi olacak. Ancak fabrikanın devreye alınması, şirketin ilk planlarının yaklaşık bir yıl gerisinde gerçekleşecek. TÜRKİYE FABRİKASI İÇİN TAKVİM BELİRSİZ BYD, 2024 yılında Türkiye'de 1 milyar dolarlık yatırımla bir üretim tesisi kuracağını ve fabrikanın 2026 yılında faaliyete geçeceğini duyurmuştu. Ancak Stella Li, Türkiye'deki proje için henüz inşaat çalışmalarının başlamadığını söyledi. Li, fabrikanın şu anda askıya alındığını ve üretimin ne zaman başlayacağına ilişkin net bir takvim bulunmadığını ifade etti. BYD'nin Avrupa'daki satışları geçen yıl yüzde 270 artarak yaklaşık 188 bin araca ulaştı. Dünyanın en büyük elektrikli araç üreticilerinden biri olan şirketin Avrupa satışları, 2026 yılının ilk beş ayında da yüzde 144 yükselerek 100 bin adedi aştı. Şirket, Avrupa'da üretim yaparak Avrupa Birliği'nin Çin'de üretilen elektrikli araçlara uyguladığı ek gümrük vergilerinden kaçınmayı hedefliyor.
11 Haziran
Kılıçdaroğlu'nun ihraç edeceği 10 isim belli oldu iddiası
CHP'de mahkeme kararıyla Genel Başkanlık koltuğuna dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Partiyi kirlilikten arındıracağız" açıklamasının ardından Ankara kulisleri hareketlendi. Kılıçdaroğlu'nun ilk aşamada aralarında ağır topların da bulunduğu 10 ismi ihraç edeceği iddia edildi. İşte o isimler... Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) kurultay sürecine yönelik alınan "mutlak butlan" (geçersizlik) kararının ardından parti içindeki fay hatları kırılmaya devam ediyor. Mahkeme kararıyla yeniden Genel Başkanlık görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun TBMM'deki grup toplantısı krizinin ardından Genel Merkez'de yaptığı zehir zemberek açıklamalar, partide yeni bir tasfiye sürecinin habercisi oldu. "KİRLİ OLANLARIN TAMAMININ İŞİNE SON VERECEĞİZ" Genel Merkez'deki konuşmasında partideki yozlaşma iddialarına ve pavyonlardaki delege pazarlıklarına sert tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "arınma" mesajı vererek şunları kaydetti: "Arınacağız, kirlilikten arınacağız, temiz siyaset yapacağız. Kirli olanların tamamının işine son vereceğiz. Ne gerekiyorsa yapacağız. Partiyi kirlilikten arındıracağım. Bunun için önyargılı olmayacağım; bu kötüdür atalım partimizden demeyeceğim. Bu kurultay davasını başımıza bela edenlerden hesap soracağım." İŞTE İHRAÇ EDİLECEĞİ İDDİA EDİLEN 10 İSİM Kılıçdaroğlu'nun bu net mesajının ardından Ankara kulislerine bomba gibi bir iddia düştü. CHP'de bazı önemli isimlerin ivedilikle disiplin süreciyle karşı karşıya kalacağı öne sürüldü. Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Sinan Burhan'ın tv100 canlı yayınında aktardığı kulis bilgisine göre; parti yönetiminden ihraç edilmesi beklenen o 10 isim şöyle: Veli Ağbaba Ali Mahir Başarır Umut Akdoğan Burhanettin Bulut Gökhan Zeybek Taşkın Özer Özgür Karabat Adnan Beker Cemal Enginyurt Ümit Dikbayır GÜRSEL TEKİN: MYK'DA GEREĞİ YAPILACAK Öte yandan, ihraç iddialarını güçlendiren bir diğer açıklama da Kılıçdaroğlu'na yakınlığı ile bilinen Gürsel Tekin'den geldi. TGRT Haber canlı yayınına katılan Tekin, parti tüzüğüne ve hukukuna aykırı davrananlar için disiplin mekanizmasının hızla işletileceğini vurguladı. Sürecin nasıl işleyeceğine dair takvimi de paylaşan Tekin, şu ifadeleri kullandı: "Parti hukukuna uymayanlar için yarın gerçekleştirilecek Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında hiç tereddütsüz gereği yapılacaktır. Büyük olasılıkla yarın MYK'da sevkler ve ihraçlar resmi olarak gündeme gelir. Tabii listede kimlerin olacağını henüz detaylıca bilmiyorum ama buradaki süreçlerin ardından dosyalar perşembe günü Parti Meclisi'ne (PM) sunulacaktır. Nihai kararı tamamen Parti Meclisi verecektir."
10 Haziran
Ankara kulisleri hareketli! Özgür Özel’in yeni partisinin adı belli oldu
CHP'de kurultay ve "butlan" tartışmaları sürerken, partinin olası hukuki risklere karşı yeni parti hazırlığı yaptığı iddia edildi. Özgür Özel liderliğindeki ekibin yürüttüğü öne sürülen çalışmalarda, yeni bir parti kurulması halinde adının "İstiklal Partisi" olacağı konuşuluyor. Süreçte Ekrem İmamoğlu ile de görüş alışverişi yapıldığı belirtilirken, olası bir seçim senaryosuna karşı seçime girme yeterliliğine sahip başka bir siyasi partinin de yedekte tutulduğu öne sürülüyor. CHP'de kurultay tartışmaları ve olası "butlan" kararı üzerinden yürüyen süreçte dikkat çeken bir iddia gündeme geldi. CHP'nin seçime sokulmama ihtimaline karşı yeni parti hazırlığı yaptığı, kurulacak partinin adının ise "İstiklal Partisi" olacağı öne sürüldü. CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel ekibi arasında diyalog kanalı bir ölçüde açıldı. Kılıçdaroğlu'nun görüşmeler için bir MYK üyesi ile avukatını, Özgür Özel'in ise iki isim belirlediği aktarıldı. Belirlenen isimlerin bir araya gelerek sorunları ve çözüm yollarını ele alacağı ifade edildi. Süreçte iki tarafla da diyaloğu bulunan Engin Altay, Gürsel Erol ve Ali Öztunç'un temaslarını sürdürdüğü belirtildi. Ancak iki tarafta da uzlaşma istemeyen isimlerin bulunduğu iddia edildi. Özgür Özel'in bayramda yaptığı açıklamada, "Bizi partimizden uzaklaştırmak istiyorlar ama ayrılmayacağız" dediği hatırlatılırken, 26 Temmuz'a kadar CHP kurultayının yapılmaması halinde partinin seçime giremeyebileceği öne sürüldü. Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk'ün aktardığına göre, CHP yönetiminin bu ihtimale karşı hazırlık yaptığı, bir değil iki siyasi partinin kurulmasının ve her ikisinin de erken seçime hazır hale getirilmesinin planlandığı iddia edildi. ÖNCELİK CHP KURULTAYI Özgür Özel'in önceliğinin CHP kurultayını toplamak olduğu belirtildi. Bu kapsamda 900 delegenin kurultayın toplanması için imza attığı, kurultay çağrı dilekçelerinin Kemal Kılıçdaroğlu'na teslim edileceği ve partinin 15 gün içinde kurultaya çağrılmasının isteneceği aktarıldı. Bu talebin yerine getirilmemesi halinde Sulh Hukuk Mahkemesi'ne dava açılacağı ifade edildi. Bu süreç devam ederken, zaman kazanmak amacıyla yeni bir siyasi parti kurulması için de sessiz şekilde çalışma yürütüldüğü öne sürüldü. Parti kuruluşunun 30 kişinin bir araya gelerek dilekçeyi İçişleri Bakanlığı'na vermesiyle mümkün olduğu, ancak asıl sürecin kuruluş dilekçesinden sonra başladığı vurgulandı. SEÇİME GİRME ŞARTLARI Yeni kurulacak bir partinin seçime katılabilmesi için Siyasi Partiler Kanunu ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen şartları sağlaması gerekiyor. Buna göre partinin oy verme gününden en az 6 ay önce illerin en az yarısında, yani 41 ilde teşkilatını kurmuş olması gerekiyor. Bir ilde teşkilatlanmış sayılmak için merkez ilçesi dahil olmak üzere o ilin ilçelerinin en az üçte birinde ilçe teşkilatı kurulması zorunlu. Teşkilatlanmanın tamamlandığı illerde, oy verme gününden en az 6 ay öncesine kadar büyük kongrenin yapılması gerekiyor. Ayrıca parti tüzüğünde belirtilen süreler içinde ilçe, il ve büyük kongrelerin üst üste iki defadan fazla ihmal edilmemesi şartı aranıyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın güncel üye ve teşkilat kayıtlarını inceleyeceği, yasadaki koşulları sağlayan ve seçime girme yeterliliği YSK tarafından tespit edilen partilerin seçimlerden önce Resmi Gazete'de ilan edileceği belirtildi. Bu listeye giremeyen partiler seçime katılamayacak. YENİ PARTİ İÇİN HAZIRLIK Yeni parti kuruluş sürecinin kolay olmadığına dikkat çekilirken, İYİ Parti'nin kuruluş süreci örnek gösterildi. Meral Akşener'in o dönemde parti kuruluşunun engelleneceği iddiaları üzerine, "Sandalyemle İçişleri Bakanlığı önüne gelip oturacağım" dediği hatırlatıldı. İYİ Parti'nin seçime katılabilmesi için CHP'nin 15 milletvekilini ödünç verdiği ve partinin grup kurarak seçime katılmasının önündeki engeli aştığı belirtildi. Ancak bugün yeni kurulacak bir partinin TBMM'de grubu olsa bile bunun seçime katılım açısından dikkate alınmadığı ifade edildi. Özgür Özel liderliğinde kurulabilecek bir partinin İYİ Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi'nin kuruluş süreçleriyle aynı değerlendirilemeyeceği belirtildi. Çünkü Özgür Özel'in kuracağı partinin 110 milletvekiliyle kurulacağı, parti kurulduğu gün ana muhalefet partisi konumuna geleceği öne sürüldü. Ayrıca 420 CHP'li belediye başkanından yaklaşık 370'inin Özgür Özel'in yanında göründüğü iddia edildi. ÇALIŞMALARI ENSAR AYTEKİN YÜRÜTÜYOR CHP'de yeni parti kuruluş çalışmalarını, Özgür Özel'in genel başkanlığı döneminde Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı yapan Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin'in yürüttüğü aktarıldı. Aytekin'in bu çalışmalara "butlan" kararından önce başladığı, çünkü böyle bir karar çıkabileceğinin değerlendirildiği ifade edildi. CHP'nin kurultaylarının geçersiz sayılması gerekçesiyle seçime katılmasının engellenebileceği ve CHP'nin kapatılabileceği iddiasının savcılık iddianamesinde yer aldığı belirtildi. Bu nedenle CHP'nin her türlü olasılığa karşı hazırlık yaptığı öne sürüldü. CHP'nin seçime sokulmaması ihtimaline karşı yedekte bir parti olacağı, bununla da yetinilmeyip seçime katılma hakkı bulunan 41 siyasi parti arasından az seçmenli bir partinin de yedekte tutulacağı iddia edildi. YENİ PARTİNİN ADI "İSTİKLAL PARTİSİ" OLACAK Özgür Özel bu çalışmaları yürütürken, 21 Mart 2025'ten bu yana cezaevinde tutulan CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile de görüş alışverişinde bulunuyor. Kulislerde, yeni bir parti kurulması halinde bu partinin adının "İstiklal Partisi" olacağı konuşuluyor. Bu ismin dar bir çevrede telaffuz edildiği, süreç içinde farklı isim önerilerinin de gündeme gelebileceği belirtiliyor. Ayrıca seçime katılma yeterliliği bulunan az seçmenli bir partinin adının değiştirilmesi seçeneğinin de değerlendirildiği ifade ediliyor.
5 Haziran
Süresiz nafaka düzenlemesi iptal edildi
Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşe süresiz nafaka verilmesine ilişkin düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Yeni düzenleme yapılması için 9 ay süre verildi. Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşe süresiz nafaka verilmesine ilişkin düzenlemenin iptal istemini Genel Kurul gündeminde esastan görüşerek karara bağladı. Antalya 12. Aile Mahkemesi, 2025'te baktığı bir davada, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının "süresiz olması"na ilişkin düzenlemenin iptali için AYM'ye başvurdu. Yüksek Mahkeme, başvuruyu bugün Genel Kurul gündemine aldı. BAKAN GÜRLEK "ÇÖZECEĞİZ" DEMİŞTİ Son olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek, boşanma davalarındaki sürenin uzunluğuna dikkati çekerek "Boşanma davaları 10 yıl sürüyor, bu süre zarfında nafaka ödeyen şahıs kendine yeni bir hayat kuramıyordu. Bunu çözeceğiz." demişti. SÜRESİZ NAFAKA İPTAL EDİLDİ Yüksek Mahkeme bu çerçevede bugünkü toplantısında başvuruyu karara bağladı. Oy çokluğuyla alınan karara göre Anayasa Mahkemesi, süresiz nafaka düzenlemesini iptal etti. Yeni düzenleme yapılması için 9 ay süre verildi. MEDENİ KANUNUN 175. MADDESİ'NDE YER ALIYOR Türk Medeni Kanunu'nun "yoksulluk nafakası" başlıklı 175. maddesi, "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz." hükmünü içeriyor. YENİ TASLAKTA NE VAR? AK Parti'nin masasındaki yeni nafaka düzenlemesinde evlilik süresinin esas alınması planlanıyor. 3 yıl evli kalanlara 5 yıl; 5 yıl evli kalanlara 7 yıl; 10 yıl evli kalanlara ise 12 süreyle nafaka ödenmesi öngörülüyor. Bu sürenin sonunda ise nafaka yükümlülüğünün sona erdirilmesi gündemde. Nafakanın sona ermesiyle maddi zorluk yaşayabilecek kadınlar için ise sosyal yardım mekanizmalarının devreye alınması düşünülüyor. Nafaka kesildiğinde oluşabilecek mağduriyetlerin devlet destekleriyle giderilmesi amaçlanıyor. Ayrıca çekişmeli boşanma davalarının azaltılması da düzenlemenin hedefleri arasında yer alıyor. Davaların uzamasına neden olan unsurların ayrıştırılarak ayrı davalar kapsamında ele alınması ve sürecin daha hızlı sonuçlandırılması planlanıyor.
4 Haziran
CHP'de "mutlak butlan" sonrası ilk grup toplantısı
CHP'de krize dönüşen grup toplantısı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun itirazlarına rağmen gerçekleşti. "Başkan Özgür" sloganlarıyla kürsüye çıkan Özgür Özel partililere hitap etti. İsmini anmadan Kılıçdaroğlu'na yüklenen Özel, "Bendeki madalya ne kadar büyükse, o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da, o görevi bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı!" ifadelerini kullandı. Mahkemenin mutlak butlan kararının ardından CHP Grup Başkanı seçilen Özgür Özel'in başvurularını değerlendiren TBMM Başkanlığı, grup toplantısının yapılmasına izin verdi. 2.5 yıl aradan sonra genel başkanlık koltuğuna yeniden oturan Kemal Kılıçdaroğlu ise TBMM Başkanlığı’nın toplantı sorusuna "Böyle bir talebimiz yoktur" yanıtını gönderdi. Kılıçdaroğlu'nun itirazlarının gölgesinde kürsüye çıkan Özel, gündeme dair dikkat çeken açıklamalar yaptı. SALONDA "KURULTAY" SLOGANLARI Salonu hıncahınç dolduran partililer, Özgür Özel'i beklerken "Hain Kemal" sloganları attı. Özel kürsüye çıkarken salonda coşku iyice arttı ve "Başkan Özgür" sloganları yükseldi. Partililer, Özgür Özel'in konuşmasını zaman zaman sloganlarla bölerek "Kurultay" çağrısında bulundu. Özel'in konuşmasından satır başları şöyle: "Hepinizi selamlıyorum... Meclis çok grup toplantısı gördü, dışarıda bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Bu tarihin doğru tarafından durma, tarih yazma ve parti ile ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı yürüyüşe geçme ziyaretidir. Büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşıyacağız. "DOSTU DÜŞMANI BİRBİRİNDEN AYIRMAKTA BİRAZ DAHA USTALAŞTIK" Üç haftalık aranın ardından milletin meclisinde, olmamız gereken yerde, milletin görevlendirdiği milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle olmamız gereken kürsüdeyiz. Bizi soracak olursanız, biz bildiğiniz gibiyiz; biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta. Değerli arkadaşlar, bugün burada her biriniz partinin saatinin vidasından geliyorsunuz, bu partinin damarlarından, damarının içindeki alyuvardan, akyuvardan geliyorsunuz.
2 Haziran